DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 26 Ocak 2020 Pazar (3 hafta önce)
 178
Mehmet Ali ÇAKIR
Mehmet Ali ÇAKIR

DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

  24 Ocak Cuma günü, merkez üssü Elazığı’ın Sivrice ilçesi olan 6.8 şiddetinde bir deprem gerçekleşti ve tüm ülkeyi ve milletimizi hüzne boğdu. Bu deprem ve arkasından geşilen olaylar çeşitli düşüncelere yol açtı.

  Deprem bölgesinde hasara uğrayan ve yıkılan binaların hemen yanı başındaki başka binaların dim dik ayakta kalmış olması, bir gerçeği yeniden hatırlamamıza ve hatırlatmamıza yol açtı ki “ Deprem değil, çürük binalar öldürür.” Ülkemizin belli bölgelerinin çok ciddİ şekilde deprem kuşağında olduğu hem ilmen bilinen hem de yaşadığımız acı tecrübelerle yaşadığımız bir gerçektir. Depreme engel olamayacağımıza göre, depreme dayanıklı binalar yapmak, bunun için her türlü tedbiri almak ve hassasiyet göstermek görevimiz olmalıdır. Tabiat olaylarını değiştirmek elimizde değildir. Öyleyse başımıza gelecek felâketleri en aza indirmenin yollarını bulabiliriz. Kuraklık bizi zora sokacaksa daha önceden akıp giden suları, göletler ve barajlarla depolayabiliriz. Coşkun akan derelerimiz ve ırmaklarımız varsa sel baskınına uğramamak için dere yataklarını ve ırmaklarımızı ıslah edebilir, dere yataklarına bina yapılmasına müaade etmeyiz. Her tarafı beton yığını haline getirmeden ağaca  ve yeşiiliğe değer verip, yağan yağmur sularını emecek toprak alanlar bırakabiliriz. Sonuç itibarıyla, oluşmasına engel olamayacağımız tabiat olaylarının doğuracağı hasarları engelleyebilecek tedbirler alabiliriz.

  Bu depremle birlikte bir başka gerçeği de tekrar yaşayarak gördük. Depremzedelerin yaralarını sarmak üzere toplumun büyük çoğunluğu yekvücut oldu. Ülkenin dört bir yanından yardımlar akmaya başladı. Aramızdaki her türlü görüş aykırılıklarına rağmen millet olarak kenetlendik. Bir şehit cenazesinde, buz gibi soğukta esas duruşta bekleyen Mehmetçiğin sırtına, kendilerinin üşümesi pahasına sırtlarındaki montları veren gençlerimizin yaptığını Elazığ’da, Malatya’da ve ilçelerinde de gördük. Sosyal medyada daha önce Erzincan depremini yaşamış vatandaşımızın “ Erzincan depremini yaşamış biri olarak, Erzincan’daki dayalı beş dairem depremzedelerin emrindedir, “ dediğine de “Elazığ’ dayım, evimin kapısı dileyene açıktır, ekmeğimizi bölüşmeye hazırız,” diyen gönlü geniş vatandaşımıza da şahit olduk. Bir vatandaşımız,” Elazığı ve Malatya’ya ulaştırılacak yardımlar için kamyonum bedelsiz hizmete hazırdır,” derken bir futbol maçında taraftarlar, boyunbağlarını, deprem bölgesine gönderilsin, diye sahaya attılar. Bu ve benzeri birçok yüce davranış ülkemizin dört bir yanında gerçekleşti ama hepsini yazmak bu sütunlara sığmaz. Yeniden ne kadar büyük bir millet olduğumuzun farkına vardık.

  Tüm bu güzelliklere rağmen ortamı bozan ayrık otları ve çalı dikenleri de vardı. Açıkça görülmeyen ve böyla zamanlarda ortaya çıkan fay çatlakları da oldu. Hükümetin ve devlet organlarının ortaya koyduğu gayretleri beğenmeyen, bunun üzerinden siyaset üretmeye çalışanları gördük. Kızılay yönetimine itirazlarlar gerçekleşti.

  İş bununla da kalmadı, eski Ak Parti milletvekili, anlı şanlı yazar, Şamil Tayyar da 1999 depremini konu alan twitinde “ 1999 depreminde çöken devlet, bu kez ayakta. Sınırlı sayıda provakatörü saymazsak, iktidar, muhalefeti ile birlikte. Allah birliğimiz daim kılsın.” şeklinde talihsiz bir açıklama yaparak, sınırlı sayıdaki provakatörlerin arasına girmek şerefine erişti. Türkiye’nin yaşadığı en büyük deprem olan ve tüm Marmara’yı kapsayan, on binlerce binanın yıkıldığı depremle, daha dar bir alanda meydana gelen depremi mukayase basiretsizliğini ve insafsızlığını gösterdi. O depremdeki yetkililerin fedakârlığı; toz duman olmuş ortamda kan bağışı çağrılarına dirayetle itiraz eden ve bu sebeple eleştirilen dönemin Sağlık Bakanı, Osman Durmuş’un ne kadar haklı olduğu daha sonra ortaya çıktı. Yaklaşık dört ay içinde tüm depremzedeler geçici konutlarına yerleştirilmiş ve bir buçuk yıl içinde de kırk beş bin  kalıcı konut yapılmıştı.

  Siyaset yapmak adına hizmetleri görmezden gelmek ve güya birlik beraberlik adına ayrı dönemlerde yapılan hizmetleri yarıştırmaya kalkmak nasıl bir duygu halidir, insan merak ediyor. Şikayetçi olduğumuz bir durumu sürdürmemek adına konuyu bağlıyorum.

  Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah(c.c.)’dan rahmet, geride kalanlarına sabır ve başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

  Allah (c.c.), miletimize bir daha benzer acılar yaşatmasın. Devletimiz, milletimiz var olsun; birliğimiz, dirliğimiz daim olsun.

Yorumlar