SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

 24 Kasım 2019 Pazar (3 hafta önce)
 290
Mehmet Ali ÇAKIR
Mehmet Ali ÇAKIR

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

 

  Sevgili öğretmenim,

  Her 24 Kasım'da tumturaklı cümlelerle ellerinizden öperiz.

  Emekli olmuş, yaşlı büyüklerimizi ziyaret eder, hatırlarını sorar, plaketlerle, çiçeklerle gönüllerini alırız.

  Öğretmenlerimizi övmemiz gerektiğinde, Hz. Ali (r.a.)'nın sözü aklımıza gelir, "Bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi" oluruz.

  Hoca'nın ne kadar kıymetli olduğunu anlatmak için, geleceğin İstanbul Fatihi Mehmet, hocası Akşemseddin'e karşı yaramazlık yaptığında onu yola getirmek için babası II. Murat ile Akşemseddin'in plan kurup Akşemseddin'in padişaha  nasıl tokat attığını anlatırız.

 Mısır fatihi Sultan Selim Han'ın,  seferden dönerken, atının ayağından sıçrayan çamurun padişahın kaftanını kirletmesi sebebiyle telaşlanan âlim Ahmet İbni Kemal Paşa'yı, "Bir âlimin ayağından sıçrayan çamur, benim için şereftir." diye yatıştırmasını hatırlarız.

  Atatürk, sizin için, " Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." demiştir.

  Size, " Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek." gibi yerine getirilmesi zor ve meşakkatli bir görev verilmiştir.

  Güya , çocuklarımızın eti sizin,kemiği bizimdir.

  Sizler, hiç kimsenin görev yapmak istemediği, yurdumuzun en ücra köşelerinde görev yapar, gözümüzden sakındığımız, mini mini yavrularımıza, adını duyup kendini görmedikleri çilek tattırır, şehir çocuklarının sıradan saydığı yiyecek olan pizzanın nasıl yenileceği sorusuna muhatap olursunuz.

  Okulun duvarlarını boyar, sıvasını yapar, kışın sobasını yakarsınız.

  Eğitim öğretim söz konusu olunca sac ayağından bahseder. Ayaklarından birinin okul, dolayısıyla öğretmenler, diğerinin veliler, öbürünün de öğrenciler olduğunu ifade eder ama bir aksaklık olunca sadece sizi sorgularız.

  Bir beldede eğitim öğretimi kalkındırmak için önce öğretmenleri toplar, onlara sağlamamız gereken imkânları, kendi üstümüze düşenleri konuşmayız.

  Yüzü tahtaya dönük öğretmenin arkasından maskaralık yapan, bunu da marifet sayıp sosyal medyada paylaşan edepsiz öğrenci ya da öğrenciler, sütten çıkmış ak kaşıktırlar.

  Halbuki eskiden böyle bir durum olduğunda bütün sınıfın başka bir ildeki okula sürgün edildiğini bilmeyen yoktur. Aradan ne geçmiş, ne değişmiştir. Öğretmen yine öğretmen, edepsizlik yine edepsizlik değil midir?

  Baba oğul bir olup okul bahçesinde öğretmen dövmek vakayı âdiyedendir.

  Öğretmenle ilgili bir şikayet söz konusu olduğunda, konuyu doğrudan görüşmek yerine Alo 147 hattını aramayı tercih ederiz.

  Öğretmenlerin yüzde kırk sekizinin, sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalması, üzerinde durulması gereken önemli bir olay değildir.

  Sevgili öğretmenim, bunlar benim kendi açımdan bakıp gördüğüm eksikliklerim, yanlışlarımdır. Sizin de kendi adınıza söyleyecekleriniz varsa onları da siz söylersiniz.

  Bu duygularla, otuz yılı aşkın öğretmenlik yapan, küçücük çocukların ayakkabılarını bağlayan, kışın paltolarını giydirip boyunbağlarını kuşandıran, her birinin kalemlerini açan ve okuma yazma öğreterek hayata hazırlayan sevgili babam olmak üzere okul hayatımın her kademesinde üzerimde emeği ve hakkı olan öğretmenlerimle beraber tüm öğretmenlerin günlerini kutluyorum.

  Vatanın her köşesi mukaddes, her çocuğu eğitimi hak eder düsturuyla görev yapmak üzere gittiği köyde kahpe bölücü örgüt tarafından alçakça katledilen Aybüke Öğretmen ve tüm eğitim şehitlerinin ruhları şad olsun.

 

 

 

Yorumlar